İçindekiler dizini
Kitap Yazma Sanatı
“Kitap Yazma Sanatı”, yalnızca edebi bir faaliyet olmanın ötesinde, disiplin, titiz araştırma, sürekli pratik ve kişisel bir dönüşüm gerektiren karmaşık ve çok yönlü bir süreçtir.
Bu makaleyi Spotify’da sesli olarak dinlemek için podcast’ine bu linkten ulaşabilirsiniz.
İşte kaynaklarda “Kitap Yazmak” hakkında söylenenler:
1.1 Disiplin ve Sistem Gerekliliği
-
- Kitap yazmak, dışarıdan edebi bir işlem gibi görünse de aslında bir lastik tamircisi ya da fırıncınınki gibi bir “mesai” ve “sistemi” olan, kendi içinde tuhaf bir disiplin gerektiren bir iştir.
- Yazmak, düşünceleri okunabilir bir sıraya sokmayı zorunlu kılar ve yazarın zihninde bir “iç organizasyon” yapmasını gerektirir. Bu, düşüncelerin yavaşlamasını, üzerine derinlemesine düşünülmesini ve kişinin kendi düşünce boşluklarını fark etmesini sağlar.
- Her gün veya günaşırı “ibadet gibi” oturup yazmak gerekir; boş bir sayfa olsa bile ona belli bir süre bakmak, tekrarlı deneyimlerle beynin yazmaya göre şekillenmesini sağlar. Yazarın kendisi de bu ritmik çalışmanın kendisine çok iyi geldiğini belirtmiştir.
1.2 Kapsamlı Araştırma ve Bilgi Birikimi
-
- Özellikle bilgi odaklı kitaplar için, yazarın bir veya birden fazla kütüphaneyle “akrabalık ilişkisi” geliştirmesi, yani çok kapsamlı araştırmalar yapması gerektiği vurgulanır.
- Yazma süreci, yazarın bilmediği konuları öğrenmesini, kendini dönüştürmesini ve düşünce eksikliklerini kütüphanelerden veya insanlarla konuşarak gidermesini sağlar.
- Bir fikrin olgunlaşıp düzgün bir şekilde anlatılmasının yıllar sürebileceği belirtilmiştir; hatta bir kitabın yazılmaya başlandığı ilk yazıdan itibaren tam olarak tamamlanmasının 17 yıl sürdüğü bir örnek verilmiştir.
1.3 İlhamın Ötesinde “Mühendislik”
-
- Yazma süreci sadece “ilham” ile açıklanamaz. İlham, kitabın ana çatısını veya fikrini verebilir; ancak asıl iş, “damla damla bir mühendislik” gerektiren ince ayar ve titiz çalışmadır.
- Sadece ilhamla yazılan, coşkulu ama anlaşılmayan kitapların kolayca ayırt edilebildiği ifade edilir. Bir fikrin anlaşılır, duygulu ve doğru şekilde okuyucuya ulaşılabilir bir metne dönüşmesi “spesifik bir mühendisliktir”.
1.4 Konuşma ve Yazma Dili Farkı
-
- Konuşma dili çok daha serbest ve akıcıyken, yazma dili disiplinli ve sınırlayıcıdır. Konuşurken rahat olan yazar, yazarken yavaş kaldığını ve düşüncelerini kaybedebildiğini belirtmiştir.
- Konuşurken duygu, beden dili ve ses tonuyla aktarılan mesajların, yazılı metinde “Nereden biliyorsun?” sorusuna nesnel bir cevap verebilmesi gerekir. Yazarken kullanılan kelimelerin anlamlarının tam olarak bilinip bilinmediği daha net ortaya çıkar.
- Yazma, konuşmadaki “yanlış anlaşılmalar mabedi” olarak nitelenen duruma karşılık, düşüncelere bir “fihrist” oluşturarak başvurulabilecek, kalıcı ve net bir yapı kazandırır.
1.5 Sürekli Gözden Geçirme ve Revizyon
-
- Yazılan metinlerin defalarca okunup değiştirilmesi gerektiği, hatta bazı bölümlerin 60 kez okunup değiştirildiği belirtilmiştir.
- Yazılanların farklı ruh hallerinde okunması (neşeli, sakin, üzgün) tavsiye edilir.
- Bir filmin 120 dakikada izlenmesine karşın, bir kitabın “piksel piksel” yazılması gerektiği, her santimetrekaresinin değerli olduğu benzetmesi yapılır.
1.6 Kişisel Üslup ve Deneyim
-
- Her yazarın kendine özgü bir yazma stili olduğu ve bunun zamanla kendiliğinden şekillendiği ifade edilir.
- Yazarlık teknikleri kurslarının sadece bir “nosyon” verebileceği, ancak gerçek ustalığın kişinin kendi deneyimi ve çabasıyla oluştuğu düşünülmektedir.
1.7 Yazmanın Faydaları ve Dönüşüm
-
- Yazmak, kişiye ritmik olmayı öğretir ve hayata bir düzen getirir.
- Yazma süreci, yazar için kişisel bir gelişim ve büyük bir keyif kaynağıdır; yeni insanlar tanıma, mekanlar keşfetme ve farklı kültürleri anlama fırsatları sunar.
- Duygusal ve fiziksel anlamda yazmaya devam etmenin “iyi gelen bir şey” olduğu belirtilmiştir.
- Yazmak, okuma hızını ve derinliğini artırır, çünkü sorulan her sorunun cevabında daha da derinleşen bilgilere ulaşılarak öğrenme süreci hızlanır.
1.8 Günümüzdeki Önemi
-
- Günümüzde kendini ifade etme becerisinin zaruri olduğu bir dönemde yaşıyoruz ve bir düşüncenin yazılı bir karşılığı yoksa anlamını yitirdiği ifade edilir.
- Basılı kitabın hala kalıcı bir değer taşıdığı ve elektronik kitapların yerini tam tutamadığı belirtilir, çünkü fiziksel kitap kişisel bir ilişki ve kendi hızında derinlemesine bir deneyim sunar.
- Google gibi platformlarda arama ve bilgi edinmenin hala metin tabanlı olduğu, dolayısıyla metin yazma becerisinin geliştirilmesi gerektiği vurgulanır.
Genel olarak, “Kitap Yazma Sanatı”, yazarın kişisel ve entelektüel gelişimini destekleyen, ilhamın ötesinde sıkı bir mesai ve sürekli bir öğrenme sürecini barındıran dönüştürücü bir eylem olarak tanımlanmaktadır.

